ARCHI TERMINAL

  • NOSTALJİ

 

MİMARLARIN GEZİLERİ

 

Ortak bir bellek oluşturan mimari eserler dünya mimarlık tarihinin önemli öğretilerini içinde barındırıyor. Gezginlerin çizimleri, anıları, mimarların gezileri daha uzun yıllar belleğimizde önemli bir yer tutmaya devam edecek.

Nostalji bölümünde, A Tasarım yıllarından önce yapılmış seyahatleri anmak istedik. Mimari gezilerin ilkleri, Mimarlık eğitimi aldığım yıllarda stüdyo hocalarımızla birlikte gittiğimiz Türkiye illeriyle başladı. O yıllarda ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin uygulamalarından birisi de projeleri başka kentlerde yapmak idi. Stüdyo dersleri ile birçok kenti görme şansımız oldu. İkinci sınıf stüdyosu ilk yarı döneminde Amasya’ya bir banka şubesi tasarlıyorduk.  Hocalarımızın eşlik ettiği Amasya’ya yer görmeye gittik. Proje konusu; yerel bir mimari içinde modern bir yapı… üstünde lojmanı olan banka binası tasarımı… İlginç projeler tasarlandı. Bu geziden sonra stüdyo hocalarımızdan Kemal Aran, Önder Seren ve Emel Aközer ile çok kapsamlı bir Doğu Karadeniz gezisi gerçekleştirdik. Samsun’dan başlayan gezi Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerini içeriyordu.

Sonraki yıllarda Ege gezisini anımsıyorum. Katılanlar arasında değerli mimarlık tarihi hocalarımız, Prof.Dr. İnci Aslanoğlu, Suna Güven ve stüdyo hocalarımızdan Prof. Dr Feyyaz Erpi, Ayşen Savaş ve Restorasyon bölümü hocamız Emre Madran’da vardı.  Ege’nin antik mekânlarını, Efes, Milet ve yamaç evleri, yerinde hocalarımızdan dinlemek büyük bir dersti. Hepimiz mimari eserleri yerinde görmenin öğretici boyutunu bu ortamlarda başka türlü kavradık.

Mekân deneyimlemek, biz tasarımcılar için önemli bir konu. Mekânların izleri çalışırken belleğin bir köşesinde saklı durur. Hiç ummadığımız bir anda deneyimlediğimiz yerler beliriverir. Ölçekleriyle, yaşamlarıyla önemli belgelerle diyaloglar kurulur.

Orta Doğu Teknik Üniversitesinde mezun olduğum yıl 1987’de Almanya’nın Dortmund Üniversitesinden Fakültemize bir çalıştay daveti gelmişti. Sevgili Dekanımız Rüştü Yüce’de fakültemizin Mimarlık, Şehircilik ve Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümlerinden o yıl mezun olan başarılı öğrencilerden bir grup yaparak Almanya’ya gönderdi. Fakat Dortmund Üniversitesi’ne vardığımızda bu organizasyonun sadece şehircilik konusunda hazırlanmış olduğunu öğrendik. Biz de daha sonra bizlere çok şey kattığına inandığımız bu programa katıldık. Çok kapsamlı ve iyi hazırlanmış olan bu program, hem fakültede verilen dersleri, hem de belediye ve sivil toplum kuruluşlarındaki temasları ve de yerinde yapılan uygulamaları içeriyordu. Ardından programa Berlin’de devam ettik. O dönemde Berlin’de IBA (International Building Exhibition Berlin)vardı. Bu büyük deneyimi yerinde görmek beni kent üzerinde düşünmeye yöneltti. Daha sonra yaptığım İstanbul, İzmir ve Bursa ve diğer kent seyahatleri ile birlikte Paris, Londra, Roma ve diğer büyük yerleşimlerdeki kent mekânları, boşlukların tasarımı beni büyüledi. Dortmund Üniversitesi davetiyle gittiğimiz bu ilk yurt dışı deneyimim, pek çok açıdan benim ufkumu açtı.

Mimarlık Fakültesinde lisansüstü eğitimimi yaparken bir yandan da stüdyo derslerinde asistanlık yapıyordum. O yıllarda Girişim adıyla kurduğumuz bir topluluğumuz vardı. Rahmetli Rüştü Yüce hocamıza yurt dışı gezileri organize etmek istediğimizi söyledik. Sağ olsun bizlere çok destek oldu ve o dönem yurtdışı gezileri başladı ve Avrupa’nın birçok kentini kapsayan seyahatler planladık. Zor koşullar ile birlikte çoğunu gerçekleştirdik. O yıllarda yurtdışına çıkanların ödediği harç daha fazlaydı ve öğrenciler bu harçları ödemek de zorlanıyorlardı. Ödeme koşullarında bir kolaylık yapılmıştı. Harcın yarısını mı ödüyorlardı geçmiş gün hatırlayamıyorum. Harçlarla ilgili koşullarda okulun resmi olarak bu yurtdışı seyahatine başvuru yapan öğrencileri onaylaması gerekiyordu. Bu geziler yaz dönemindeki zorunlu stajın da yerine sayılabilecekti ve otobüs ile mimari olarak önemli gördüğümüz yerlere gidecek, Üniversite kampüslerinde veya hostellerde kalacaktık. İletişimin sınırlı olanaklarını kullanıyorduk. İnternetin ve cep telefonunun olmadığı yıllardı. Gidilecek ülkede, kalınmak istenilen üniversite veya hostele faks çekiyorduk onlarda üstüne damga vurup onaylayıp faks ile geri yolluyorlardı. O ülkeye gidene kadar hiçbir ödeme de yapamıyorduk.

Yine de teknolojinin bu sınırlı olanakları ile organizasyon aksaklığı yaşamadık. Türkiye Kapıkule sınırından çıkınca Bulgaristan’da durmadan geçmemiz gerektiği için yolculuk çok uzun oluyor ve o geceyi otobüste geçiriyorduk. O yıllarda Namık Erkal ile beraber organize ediyorduk ama katılacak her öğrenciye de görevler veriyorduk. İmece usulü bir organizasyon oluyordu. Bukletler hazırlanıyor, ilaçlar alınıyor, yol haritaları ve pek çok detay paylaşılıyordu.

Şoförümüz Nedim Abi Kapıkuleden çıkana kadar Aslan, çıktıktan sonra dil sorunu nedeni ile kedi kesiliyordu.  Elimizde Avrupa yol haritası sayfa sayfa, km km, kavşak kavşak Nedim Abinin yanında oturup yol tarif ediyorduk.

1989 yılında yine kara yolu ile Suriye sınırından çıkarak Ürdün’den Yarım Ay vadisinden geçerek Mısır Piramitlerine kadar gittik. Yirmibeş gün sürdü. Bir film içinde gibiydik. Bugün Mısır’a kadar otobüs ile gittiğimize ben bile inanamıyorum.

1990 yılın da kara yolu ile Kuzey Avrupa turunu yaptık. 21 gün süren bu yolculukta ilk gün Ankara’dan Edirne’ye ulaştık. Selimiye’yi ziyaret ettikten sonra Kapıkule’den çıkarak Bulgaristan ve Yugoslavya’dan Salzburg’a vardık. Buradan sonra Berlin, Amsterdam, Stockholm, Oslo, Fiyordlardan geçerek Viking Line isimli devasa Feribotla Finlandiya’ya kadar gittik. Dönüş yolunda Paris’e ve Venedik’e uğradık. Aynı yıl ODTÜ Şehir Bölge Planlama bölümü de bir Avrupa turu yaptı ve bu grupla Venedik’te buluştuk. Ve yine aynı yıl Mimarlık Öğrencilerinin bir araya geldiği bir etkinlik olan EAS Sovyetler Birliğindeydi. Etkinlik sırasında Rusya da ihtilal oldu ve Sovyetler Birliği sona erdi, oradan kaçarak gelen arkadaşlarımızla Kuzey de bir yerlerde buluşmuştuk. Onlar sonra sağ salim evlerine döndüler.

1991 yılında onsekiz gün süren Güney Avrupa turunu yaptık. Kapıkule’den çıkışla başlayan gezide Bulgaristan, Yugoslayya, Budapeşte, Macaristan, Salzburg,  Wolfgang Zee ve oradan Paris, Barselona, Madrid, Sevilla, Cordoba, Granada’ya kadar gittik. Dönüşte, Cannes, Nice,  Monaco ve Venedik kentlerini görme şansımız oldu.

1992’de Orta Avrupa’ya gittik. 20 günlük program Bulgaristan, Yugoslavya, Avusturya,  Almanya, Fransa ve İtalya’da Roma, Siena, Pizza, San Gimignano ve Venedik kentlerini içeriyordu. 1993 de uçak ile Tiflis’e ve Rusya’ya bir yolculuk yaptık.1994 yılında Üniversiteden ayrıldıktan sonra bu gezilerin bayrağını Namık Erkal üstlendi ve sanırım bir gelenek haline geldi ve artık daha iyi olanaklar ile devam ediyor. Ulaşabildiğimiz eski fotoğraflara bu bölümde yer vermeye çalıştık. Nostalji bölümüne katkıda bulunmak isteyen dostlarımızın yollayacağı belgeleri heyecanla bekliyoruz.

 

GÜNEY AVRUPA FOTOĞRAFLARI


 

 

KUZEY AVRUPA FOTOĞRAFLARI


 

 

ORTA AVRUPA FOTOĞRAFLARI


 

RUSYA – TİFLİS